DİKKAT: BASS EFEKTİ İÇERMEKTEDİR, KULAKLIK 🎧 YA DA BASS ÖZELLİKLİ HOPARLÖR 🔊 İLE DİNLEMENİZİ TAVSİYE EDERİZ.
Serimize destek olmak isterseniz , sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.
Katkılarından ötürü; Kubbe-i Aşk Kanalı ve Faraza Öğrenci Topluluğuna teşekkür ederiz.
"Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir Pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25'te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…
Dünya savaş tarihinde bir ilk olan, 7.7 inçlik dağ bataryasının bir uçak gemisini 36 dakikada sulara gömen komutu verişini böyle anlatıyor Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul. Batırdığı uçak gemisi ise, 120 metre boyunda, saatte 24,5 mil hız yapan ve altı uçak taşıyan ıngiliz bandıralı Ben My Chree'dir!
Birinci Dünya Savaşı'nı anlatan tarih kitaplarında, Ben My Chree, tek cümle ile yer alır: "Batırılan ilk uçak gemisi"
Mustafa Ertuğrul ve komutasındaki topçu bataryası, o gün Meis Limanı'na demirli uçak gemisi Ben My Chree'nin dışında, 200'e yakın yelkenli gemi ve sandalı batırır.
İngilizlerin hayaline bile gelmeyecek bir iş yapar Mustafa Ertuğrul. Meis Adası limanının tam karşısındaki buruna dört sahra topundan oluşan bataryasını, tam iki ay boyunca dağları aşırarak, gülleleri sırtlarında taşıyarak getirirler! Burunda, Ben My Chree'nin limana girmesini sessizce bekleyen 30 kadar Türk askeri, dünya savaş tarihine bir savaş gemisini batıran ilk birlik olarak geçerler. Hem de 7,7 inçlik, dört cılız "sahra topuyla!
ıngiliz ve Fransız donanması raporları, Türk kıyılarındaki "çılgın bir Türk bataryası"ndan bahsetmektedir artık…
13 Aralık 1917. Ağva Koyu
Müttefik deniz kuvvetleri, Akdeniz'deki en önemli silahlarından birinden olduğu için öfkelidir. Türk kıyıları sürekli denetim altında tutulur; motorlar, kayıklar batırılır, yerleşim birimleri zaman zaman bombardıman edilir. Sabrı taşan Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, yaptığı yeni bir planı 135. Alay komutanı Alman yarbayına kabul ettirmeye çalışır;
"Müsaade ederseniz, bataryamla, bir gece ansızın Antalya'yı terk ederek meçhul bir istikamete gidiyormuş gibi yapıp, Ağva Koyu'na gideyim. Limana hâkim buruna bataryamı yerleştireyim. Emrime verilecek bir yelkenli ile bu gemiyi limana sokup avlamaya çalışayım.
Plan basittir. Bölgenin zorlu coğrafyası ve yol yokluğundan ötürü, Türklerin askerlere kumanyalarını yelkenli teknelerle dağıtmak zorunda olduğunu Fransızlar bilmektedirler. Fransız savaş gemileri, bu yelkenlileri sık sık yakalamakta ve kumanyaya el koyup Türk askerlerinin aç kalmalarına neden olmaktadır.
Fransızlara kovalamaktan zevk duyacakları bir yelkenli gönderir Mustafa Ertuğrul. Faaliyet raporuna yeni bir "başarı" olarak geçecek bu basit avı, Fransız kruvazörü Paris II, Ağva Koyu'nun içine dek izler. Girmesiyle de, bir hafta önce koya egemen bir noktaya yerleşmiş olan Mustafa Ertuğrul'un bataryası "ateş" komutuyla saldırıya geçer!
Paris II, sadece 18 dakikada denize gömülür. Düşman donanması içinde artık efsaneleşmeye başlayan Mustafa Ertuğrul bataryası, 145 atımdan 110'unu gemiye isabet ettirecek kadar ustadır.