Tasarım odaklı düşünme bir metodolojidir. İçerisinde her ne kadar "tasarım" kelimesini barındırsa da aslında birbirinden farklı iki kavramdır.
"Tasarım" bir cep telefonunun satıldığı nihai hali için kullanılıyor ise, "tasarım odaklı düşünme" de o telefonun satılabilir bir ürün olana kadar geçirdiği sürecin metodolojisidir diyebiliriz.
Tasarım odaklı düşünmede ilk adım bir "persona" belirlemektir. Biz içerisinde "person" kelimesi barındıran ve piyasadaki neredeyse bütün insanlar tarafından "insan odaklı tasarım" için kullanılan bu kelime yerine "natura" kelimesini kullanıyoruz. Çünkü insanı merkeze koyduğumuz bir dünyada doğaya daha çok zarar vermiş oluyoruz.
"Temple Grandin" gibi hayvanlara özel bir çiftlik tasarlayacaksak hayvanlara persona dememiz gerekir. Bu da kelime anlamına uymaz. Dolayısıyla problemi "ne" için çözmeye çalışıyorsak "onu" ilk başta belirlememiz gerekmektedir.
Sonrasındaki ilk aşama;
1. Empati kurmak.
Örneğimiz Temple Grandin üzerinden gidecek olursak, Temple otistik bir insandır. Kendisine dokunulmasını sevmemesine rağmen sarılma duygusuna da ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden sinir krizleri geçirdiğinde kendisini rahatlatabilmek için bir sarılma kabini yapmıştır. Benzer şekilde akrabalarının çiftliğine gittiğinde, oradaki hayvanlara empati kurmuş ve hayvanların nelerden rahatsız olabileceklerini gözlemlemiştir. Empati bu sebeple bazen bir gözlem, bazen bir röportaj, bazen de içselleştirme ile yapılabilecek bir şeydir.
İkinci aşama;
2. Problemleri tespit etmek.
Sürekli öksüren bir hastaya öksürük şurubu vermek bir çözümdür. Fakat eğer hasta daha büyük bir rahatsızlığa sahipse bu tedavi sürecini geciktirecektir. bu sebeple dünyadaki en büyük sorunlardan biri olan; problemlere hazır çözümlerle yaklaşmak yalnızca günü kurtarmaya neden olacaktır. Bu yüzden yargısız, çözümleri düşünmeden bütün sorunları listelemeliyiz. Bütün problemleri tespit ettikten sonra benzer problemleri gruplayarak belki de 3 ana problem olarak yazabilir ve bir sonraki aşamaya geçebiliriz.
Bir sonraki, yani; üçüncü aşama;
3. Fikir üretmek.
Yeteri kadar problem ortaya atıldıktan sonra, büyük resim ortaya çıkacaktır. Bu aşamada farklı disiplinlerden çeşitlendirilmiş gruplarla fikirler üretilmeli ve bu fikirlerin gereklilikleri kapsayıcı olması gereklidir. Ortaya atılan fikirlerden en çok çözüme yakınlık gösterenleri sıralayıp bir sonraki aşamaya geçmek gerekir.
Bir sonraki, yani; dördüncü aşama;
4. Prototipleme yapmak.
Nihai ürüne ulaşmamış tüm çalışmalara prototip gözüyle bakarız. Kağıtlara çizerek bir cep telefonu uygulamasının prototipi yapılabilir. Bu sebeple prototipin çok büyük teknolojiler gerektirmesi her zaman gerekmez. Projeye göre değişim göstermektedir. Temple Grandin hayvanların sarılma duygusuna ihtiyaç duyduğunu biliyordu ve bunu gidermek için sarılma kabinini oluşturmadan önce zaten kendisine bir prototip yapmıştı. kartonlardan ve iplerden yaptığı bu sarılma kabini onu krizlerden kurtarıyor ve rahatlatıyordu. Prototiplemeler bittikten sonra en önemli ve son aşama başlar.
Bir sonraki, yani; beşinci aşama;
5. Test yapmak.
Her ürünün hataları ya da geliştirilmeye ihtiyaç duyduğu noktalar vardır. İlk prototiplerde bu durum daha belirgindir fakat versiyonlar ilerledikçe sorun teşkil eden kısımlar minimize edilir. Eğer testlerde sonuçlar görmezden gelinmez ve layıkıyla yapılırsa tasarım odaklı düşünmenin hangi aşamasına geri gönderileceği de belli olur. Önemli olan iterasyonların doğru noktalara yapılmasıdır. Problemi yanlış tespit ettiğini anladıktan sonra çözümleri denemek zaman kaybına dönüşebilir.
Tasarım odaklı düşünme metodolojisi asla düz bir yolu izlemez. Karmaşanın, kaotikliğin şekline bürünür. Dolayısıyla sabırlı, kendinize karşı dürüst, geri bildirimlere ve eleştirilere açık ve farklı fikirleri bir araya getirebilecek organizasyon yapısına uygun olmalısınız. Biz bu noktada "disiplinler üstü" kavramını savunuyoruz. Tek bir amaç için tüm disiplinlerin birleşmesi.