Home » Education » Kim Bu?

Kim Bu?

Written By Kalp Yolu on Tuesday, Apr 14, 2020 | 06:38 AM

 
Kim bu? Bir harmanız elementlerden, Bir toplanma, biraraya geliş Geçicisin ‘Ben’... Ayna burada, kaçırmadan gözünü bakacaksın Arınmak diyorsun, başka yolu yok... Yakacaksın... Toprak elementiyiz. Pürüzlü taraflarımız var, hem de ne pürüz. Öfkeliyiz, kin tutan yerlerimiz, nefretlerimiz, kıskançlıklarımız var. Kimi yerde, törpülenen pürüzsüz alanlarımız çıkıyor karşımıza şükür. Şefkatimiz, hoşgörümüz, nezaketimiz var. Taş gibiyiz kimi zaman. Değişmeyen tutunduğumuz kaskatı düşüncelerimiz ama hemen yanında yumuşayan bahçelerimiz, derinleşen anlayışımız var. Ağır geliyor toprağımız kimi duygularla tetiklendikçe, kederle gömülüyoruz bir tarafımızda, öte yanımız kuş gibi hafif, doğamızdaki neşe ile karşılaştıkça. Toprağız hepimiz... İstisnasız... Hava’yız aynı zamanda... Kalbimizde basınç arttıkça geriliyor bedenimiz, yaratıyoruz kendi atmosferimizde yüksek basıncı bilerek bilmeyerek. Kader üfleyip duruyor ensemize. Kaldırma gücümüz az değil başımıza gelenleri düşünsenize... Havayız çünkü, kaldırma gücümüze güvenebiliriz. Esneyebilen genleşebilen yönümüzle devam edebiliriz yaşamaya, düşüyoruz ya, tekrar ayakta dik durmaya yeten gücümüz hava... Tabii ki Su’yuz hepimiz, hiçbirimiz kenara ayrılamaz, aynıyız... Akan, kabullenen, akışı farkeden hallerimizle, durmaksızın devam edeni kavrıyor bir tarafımız. Öte yanımızsa yapış yapış tutunuyor çerçevenin kenarlarına. ‘Düşünce dediğin ne ki?’ unutuyoruz, sonra unuttuğumuzu unutuyoruz. Ve birarada tutmak için egoyu, harcıyor enerjisini durmaksızın içimizdeki aptal, yamayıp duruyor sakar... Arada, bir bilge kafayı uzatıp ‘Bırak aksın’ diyene kadar... Suyuz biz, akıyoruz bazen ve durağan halimize ermiyor aklımız, şaşkın bakıyoruz bazen. Ateş’iz, hem de nasıl... İçerde durmayan bir hareket bizi ordan oraya savuruyor. Düşüncenin lav denizinde yaşlanıyoruz yaşlandığımızı biliyoruz aslında, ama geriye döndürmeye çalışıyoruz nafile, neyse alıp veremediğimiz... Öyle işte, hararetli kavuğumuz kabuğumuz... Harlıyoruz, körüklüyoruz ve hangimiz karşı durabiliyoruz ki en en en...tropiye... Boşluğuz biz... Devasa bir boşluğun ortasına çizilmiş bir çerçeve. İçimiz boş dışımız boş... Şekil boş... Olgular boş...