Doğal Düzen ve Karşılıklı Beslenme
Yiyip içtiklerimizi, soluduğumuz havayı göz önünde bulundurursak üzerinde yaşadığımız gezegenimize muhtacız. Ondan almada ihtiraslı, ona vermede hoyrat olduğumuz bir medeniyet kurduğumuz için küresel bazda can çekişiyoruz. Karşılıklı beslenme ilkesini unuttuk ve doğal düzeni bozduk. Hala bir şansımız var mı dersiniz?
-------
Doğuşumuzun ve varoluşumuzun kaynakları olarak sadece ebeveynlerimizi kabul edersek büyük bir hata yapmış oluruz. Zira onlar da dâhil, adına “canlı” dediğimiz her varlığın oluşumunda ve canlılığını sürdürmesinde üzerinde yaşadığımız gezegenimizin sunduğu tüm aktif elementlerin, esen rüzgârın, denizlerin, okyanusların, nehirlerin, ormanların atmosferin, bir yıldız olarak kabul ettiğimiz güneşimizin, kısaca içinde yaşadığımız kozmosun pek çok unsurunun rolü, enerjisi ve emeği vardır.
Bu kozmik sistemin sürekliliğini, devinimlerini, elemanlarının birbirleriyle olan etkileşimlerini belirleyen, düzenleyen kozmik yasaların varlığı ise kaçınılmazdır. Her şey, bu yasalar çerçevesinde doğal düzenin sürdürülmesi ve var olan unsurların alıp dönüştürdükleri enerjilerle “karşılıklı beslenme” üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle evrenin düzene girmeden önceki haline, biçimden ve düzenden yoksun anlamında “kaos” derken, mevcut haline yani evrenin düzenine “kozmos” diyoruz.
Konferansımızda; insanın bu kozmik düzendeki rolüne, kendine ve içinde yaşadığımız büyük sisteme karşı olan sorumluluklarına, doğal düzenle olan ahengin ve karşılıklı beslenme ilkelerinin önemine ve bazı kadim öğretilerin aktarımları çerçevesinde gezegenimizin ve türümüzün yaradılışından bu güne kadar geçirdiği serüvenlerin bir kısmına değiniliyor.
www.bilyay.org.tr
www.ilahinizamvekainat.com