YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL
Eski savcı ve gazeteci-yazar Gültekin Avcı, geçen hafta serbest bırakılınca birçok kimse gibi biz de sevinmiştik. Sevincimizi göstermeye, en azından sosyal medyada “gözünüz aydın, geçmiş olsun” şeklinde tebrik etmeye bile çekinmiştik. Zira daha önce de serbest bıraktıklarında işin jandarmalığını yapan birileri köşelerinde çığırtkanlık yapmış, onu apar-topar tekrar içeriye almışlardı.
Bu sefer de öyle oldu. Hukukçusundan gazetecisine ekseri trole, tetikçiye, haysiyet ve hürriyet celladına dönüştüğü ülke yine şaşırtmadı. Korktuğumuz gibi oldu. Ergenekon ve eski Siyasal İslamcı artığı bazı tetikçiler bu tahliyeye karşı her türlü çığırtkanlığı yaptılar; bundan önce başkalarına da yaptıkları gibi…
Ergenekon sanığı ve adı birçok usulsüzlüklerle, kanunsuzluklarla anılan eski askeri yargıç Ahmet Zeki Üçok sosyal medya hesabından tepki gösterdi önce, kararı veren yargı mensuplarına da “hakkını helal etmediğini” söyledi.
Sonra Ahmet Hakan gibi figürler işaret almışçasına köşelerinden harekete geçtiler. Başlık “Bu Fetö’cü nasıl çıkar?”
A.Hakan’ın giriş cümlesi bile Türkiye’deki gazeteciliğin hazin, pes bayağı durumunu özetlemeye kafi:
“Dava dosyasını bilmem… Duruşmalarında neler konuşuldu bilmem… Neyle suçlandı bilmem… Tahliyesine nasıl karar verildi bilmem…”
E bilmiyorsun da nasıl tahliyesine bu kadar net tavır alıyorsun? Desene, “Öyle talimat geldi, öyle yazdım, vurdum geçtim.” Diyemiyor ama geveliyor… “Fakat bildiği üç şey var”mış:
“BİR: Bu adam… FetöÖ’nün hukuki konularda resmen ve alenen öncü kuvvetiydi.
İKİ: Bu adam… Fetö’nün yargıya yerleşmesini sağlayan ekibin imamıydı.
ÜÇ: Bu adam… Ergenekon/Balyoz kumpasının bir numaralı algı operatörüydü.”
“Bildiğim” dedikleri de hep çöp! Gültekin Avcı, bırakın Gülen Cemaati’nde yöneticiliği/ “imamlığı” vs, Cemaat ile organik bir bağı dahi yoktu. Milliyetçi bir geçmişi olan Avcı’nın Cemaat ile tek alakası, kamuoyunu bilgilendirmek için yaptığı gazetecilik faaliyetlerini -Cemaat’e yakın olduğu ifade edilen- yayın organlarında da gerçekleştirmiş olması. Şimdilerde AKP’nin köşe başlarını tutmuş birçok gazeteci ve hukukçunun yapmış olduğu gibi. (Onlar da zamanında bazı doğruları söylüyorlardı ama sonradan zoru görünce yan çizmiş, sözlerini yutmuş, tükürdüklerini yalamışlardı. Ama Avcı sonuna kadar sözlerinin arkasında durmuştu. Bütün mesele bu.)
Bilen biliyor, Gültekin Avcı’ya neden kızdıklarını. Zira Avcı, Siyasal İslamcıların İran ile pis ilişkilerini deşifre etmiş, muta nikahı tezgahlarını faşetmişti. Zaten Avcı hakkında 22 Mart 2016 tarihinde sunulmuş iddianamenin hiçbir yerinde “yargı imamlığı” vs iddia yoktu. Suç unsuru olarak sunulmuş sadece 6 köşe yazısı vardı ve bu yazıların hepsi de “İstihbarattaki Mut’a Operasyonları”na dair idi. Ahmet Hakan’ın “imam” iddiaları nereden o zaman: tabii ki kendisine “böyle yaz gitsin” diyen Yargı’yı yönlendirenler tarafından. Tahir Elçi’nin hedef gösterilmesi hadisesinde de olduğu gibi.
Avcı, yetkin hukukçuluğu ve eski bir yargı mensubu olmasının tecrübesi ile Ergenekon yapısı ve yargılanmaları hakkında sağlıklı ve derinlikli analizler yapmakta idi. Ülkede dönen dolapların istihbari boyutunu gözler önüne seren güçlü bir yazar idi aynı zamanda! Bir yumruk yiyince bütün feleğini şaşan, bütün savunuyor gözüktüklerini unutan Ahmet Hakan gibilerin anlayamayacağı şeyler yani…
DEVAMI: https://www.tr724.com/gultekin-avciyi-tekrar-tutuklatanlar-kimler/