YORUM | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON Tr724
Eğer gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz, diğerlerini doğru yapma şansınız olmaz. Gömlek ne kadar kaliteli, ne kadar iyi ütülenmiş olursa olsun üstünüzde düzgün durmayacaktır.
Bu hatırlatmayı yapmamın nedeni Ali Babacan’ın Karar Gazetesi’nde çıkan röportajı. Ali Babacan uzun süren sessizliği sonrası uzun bir röportaj verdi ve önemli açıklamalarda bulundu. Söyledikleri önemli, anlatımları dikkate değer. Ancak bir yerde düğmeyi yanlış ilikliyor ve önce söyledikleri anlamsızlaşıyor.
Ne demek istediğimi adım adım anlatacağım ancak öncelikle Babacan’ın açıklamalarına dair birkaç cümlelik değerlendirme yapmakta fayda var. Ali Babacan’ı Ankara yıllarımdan tanırım. Seyahetlerine katıldım, röportajlar yaptım. Çalışkan ve disiplinlidir. Erdoğan rejiminin ilk iki dönemindeki başarısında payı büyüktür.
Başlattığı siyasi hareketin başarılı olacağını düşünüyorum. Özellikle konjonktür de lehine. Zira Erdoğan rejimi öyle bir hal aldı ki, ‘ölümüne’ Erdoğan’ın ardında yürüyenler bile alternatif arayış içinde. Gül destekli Babacan hareketinin Türk siyasi hayatında önemli bir boşluğu dolduracağını söylemek abartı olmaz.
Babacan’ın röportajda söyledikleri genel olarak herkesin üzerinde mutabık kalacağı şeyler. Yeni ve beyaz bir sayfa açma söylemi yerinde. Ekonomik ve siyasi krizden çıkışın reçetesi de gayet mantıklı. Gerçi ‘ülkenin başarılı yıllarında mutfakta olan ekiple beraber çalışıyoruz’ ifadesindeki kadrolar şimdi ya hapiste ya sürgünde yada işsiz ama olsun.
Girişte bahsettiğim ‘düğmeyi yanlış ilikleme’ olayı ise KHK’lar ve Cemaat meselesinde yaşanmış.
Babacan’a göre Cemaat “Türkiye’ye büyük zarar verdi, örgütle mücadele de en küçük bir taviz söz konusu olmamalı”. Babacan’ın bu ifadeleri herşeyden önce talihsiz. Gerçeklikle bağdaşmadığı gibi yeni bir siyasi hareket başlattığını iddia eden ve ‘herkesi kucaklama’ vaadinde bulunan bir lider adayının böyle konuşmaması gerekir.
Fakat burada daha büyük bir sorun var ve Babacan galiba bazı şeyleri hatırlamıyor.
Cemaatin ‘terör örgütü’ ilanı 17 Aralık 2013 büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna dayanıyor. Nitekim iktidar yargısı da bu tarihi ‘milat’ olarak alıyor. Bu tarihten sonra Cemaat ile bağını kesmeyenlere doğrudan 7 yıla yakın hapis cezası veriyorlar.
Eğer 17 Aralık’ı bir yolsuzluk operasyonu değilde hükümete darbe olarak değerlendirirseniz kendi içinde tutarlı sayılabilir.
Ancak Babacan o dönemde bütün ekonomi bürokrasisinin, kamu bankalarının ve hazinenin kendisine bağlı olduğu bakandı. Yani Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın rüşvet için Zarrab’la iş çevirdiği, Bakan Muammer Güler’in Zarrab’ın ‘önüne yattığı’ Zafer Çağlayan ve Egemen Bağış’ın ayakkabı ve çikolata kutularında rüşvet topladığı günler.
Hakkını teslim etmek lazım. Babacan’la ilgili herhangi bir rüşvet-yolsuzluk haberi duyulmadı. Ancak siyasilerin sadece kendilerinin bu işlere bulaşmaması yetmez. Emrindekilerin de bulaşmasını engellemeleri gerekir.
Peki o günlerde ne olmuştu ? Olay tarihi yakın, şahitleri yaşıyor.
Dahası Erdoğan’ın uğruna ülkeyi yaktığı, polis ve yargı teşkilatını darmadağın ettiği Reza Zarrab ABD yargısının elinde ve ‘bülbül gibi’ şakıyor. Nitekim New York’taki mahkemede her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattı. Kime nerede nasıl rüşvet verdiği, Erdoğan ve ailesi ile ilişkileri, Berat Albayrak’la olan temasları vs.
Mahkeme safahatında Halkbank’a verdikleri sahte evrakları anlatırken (mahkeme salonunda telefon tapelerini de dinlemiştik) sahte evraklar için ‘Çikinova’ tabirini kullanan Zarrab, dönemin genel müdürü Süleyman Aslan’a rüşvet verdikleri için sahte faturaları, gümrük belgelerini ve evrakları rahatlıkla kabul ettirdiklerini anlattı.( tr724.com arşivinde tüm duruşmaların detayları mevcut. Bakılabilir) Hatta sahte evrak işini o kadar abartmışlar ki ilk bakışta anlaşılabilecek komik durumlar bile çıkmış. Ama Reza rüşveti ‘önden verdiği’ için kimse o evraklara göz ucuyla bile bakmamış.
Zarrab’ın Kapalıçarşı’daki ofisinde ‘sahte evrak üretme bürosu’ bile varmış. Peki bütün bunların Babacan’la ilgisi ne?
O dönemde Babacan kamu bankalarından sorumluydu. Yani Halkbank’ın kevgire dönmesi, rüşvet çarkı ve işlenen suçlardan haberdar olması gerekirdi. Diyelim ki haberi olmadı. Rezalet ortaya döküldükten sonra kendine bağlı BDDK gibi kurumları harekete geçirip etkin soruşturma yaptırması gerekirdi.
Babacan gerçekten de BDKK’yı harekete geçirip iddiaları araştırttı. Ancak çok önemli bir ‘şey’ oldu.
DOSYA NASIL KAPATILDI ?
İlk kez okuyacağınız detaylar şöyle; Bankaları denetlemekten sorumlu olan BDDK olayı ele aldı. İncelemeyi yapan müfettişler Zarrab’ın ‘Çikinova’ diye tabir ettiği sahte faturaları da buldu. Gerçekten de ortada sahte faturalar, gümrük beyanları vardı. Yani 17 Aralık operasyonuna dair iddiaların bankalara bakan boyutunda durum anlatıldığı gibiydi.
Devamı: https://www.tr724.com/babacanin-yanlis-dugmesi-zarrabin-cikinovasi/