Home » People & Blogs » Üzüntülere Dertlere Katlanmak Lazım | Osman Ünlü | GÖNÜL PINARI (17-08-2006)

Üzüntülere Dertlere Katlanmak Lazım | Osman Ünlü | GÖNÜL PINARI (17-08-2006)

Written By İsmet Büyükbulut on Tuesday, Mar 08, 2016 | 11:22 AM

 
Sabrın fazileti o kadar büyüktür ki, Allahü teâlâ, sabrı çok aziz eyledi. Herkes sabır nimetine kavuşamaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Sabır, Cennet hazinelerinden bir hazinedir.) [İ.Gazali] (Eğer sabır insan olsaydı, çok kerim ve cömert olurdu.) [Taberani] (Hoşlanılmayan şeye sabretmekte büyük hayır vardır.) [Tirmizi] (İbadetin başı sabırdır.) [Hakim] (Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Deylemi] (Hak teâlâ, sabırlı ve ihlaslı olanı, sorguya çekmeden Cennete koyar.) [Taberani] (En hayırlı vasıta sabırdır.) [Hakim-i Tirmizi] (Allahü teâlânın yardımı, kulun sabrı ile beraberdir.) [Ebu Nuaym] (Bozuk bir işi düzeltemezseniz, sabredin! Allahü teâlâ onu düzeltir.) [Beyheki] (Oruç sabrın, sabır da, imanın yarısıdır.) [Ebu Nuaym] (Aşkını gizleyip, namusunu koruyarak sabreden, Cennete girer.) [İbni Asakir] (İmanın yarısı sabır, diğer yarısı ise şükürdür.) [Beyheki] Kimde şu üç şey varsa Sual: Başımıza gelen belalara sıkıntılara sabretmek mi lazım, günahlarımıza kefaret oluyorlar mı? CEVAP Şakik-i Belhi hazretleri, (Sıkıntıya sabrın mükafatını bilen, sıkıntılardan kurtulmaya heves bile etmez) buyuruyor. Sıkıntılara karşılık verilecek nimetleri hatırlayarak, sıkıntı hafifletilebilir. Nitekim Allahü teâlâyı sevenler, birçok acılara katlanmışlar, hatta o acıları duymamışlar bile, Sırri-yi Sekati hazretleri, (Allahü teâlâyı seven, Ondan gelen belaların acısını hiç duymaz. Bir değil, yetmiş kılıç darbesi alsa yine duymaz) buyuruyor. Nitekim, Mısır halkı günlerce yemeden içmeden Hazret-i Yusuf’un güzelliğine bakakaldılar. Onun güzel yüzüne bakmakla açlıklarını unuturlardı. Bundan daha önemlisi de Mısır’ın ileri gelen kadınları, Hazret-i Yusuf’un güzel cemaline bakarak, ellerini kestiler, fakat acısını duymadılar. (Yusuf suresi 31) Bela, musibet, günahlara kefarettir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (Size gelen her musibet, kendi ellerinizle işleyip kazandığınız günahlar yüzündendir. Bununla beraber Allah bir çoğunu da affeder, musibete uğratmaz.) [Şura 30] Demek ki işlediğimiz günahların bir kısmına ceza olarak musibet geliyor. Böylece ahirete kalmadan dünyada günahımızın cezasını ahirete göre çok hafif olarak çekiyoruz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: (İnsanın karşılaştığı her şey Allahü teâlânın dilemesi ile var olmaktadır. Bunun için, iradelerimizi Onun iradesine uydurmalıyız. Karşılaştığımız her şeyi aradığımız şeyler olarak görmeliyiz ve bunlara kavuştuğumuz için sevinmeliyiz! Kulluk böyle olur.) Gelen bela ve sıkıntılara sabrederek göğüs germek büyük nimettir. Sabredemeyen felakete düçar olur. Bir hastalık, bir bela gelince bağırıp çağırmak fayda vermez. Aksine zararlı olur. Bunun tek çaresi Allahü teâlânın takdirine razı olmaktır. Sabırlı olmayan muvaffak olamaz. Bir kimse başına gelen felaketlere sabretmezse devamlı huzursuz olur, doğru dürüst ibadet edemez. Kim Allah’tan korkarak sabrederse sıkıntılardan kurtulur. Sabreden muradına erer. Her hayra sabırla ulaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kimde şu üç şey varsa, dünya ve ahiretin hayrına kavuşmuş demektir: Kazaya rıza, belaya sabır, rahatlıkta dua.) [Deylemi] Demek ki, belaların nimet olması, o belaya sabretmeye ve Allahü teâlânın gönderdiği kazaya razı olmaya bağlıdır. Bela gelince feryat eden, önüne gelene Rabbini şikayet eden, nimetten mahrum kalır, azaba layık olur. Belaya sabır, Peygamberlerin hasletlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allah’ın sevdikleri, belaya uğrar. Sabreden mükafata nail olur, sızlanan da cezaya.) [İ. Ahmed] 17-08-2006 Tarihli Gönül Pınarı programı Osman Ünlü, Gönül Pınarı,Sorun Söyleyelim, TGRT, Ehli Sünnet, İslamiyet, Müslümanlık, Tam İlmihal, Saadeti Ebediye, İbadet, Taat, Haramlar, Günahlar, Neden, Niçin, Nasıl, Evliya, Fıkıh, Hakikat kitabevi, Helal, Menkıbeler, Menkıbe, soru cevap, Sohbet, dinle, dini sohbet, Osman hoca sohbetleri dinle, Soru-Cevap, nasihat, vaaz, programı, kim, niçin, sebebleri, olmak, yapmak